Toplum olarak yöneticileri değerlendirirken çoğu zaman rakamlara bakmayı seviyoruz. Kaç yıl görev yapmış, kaç kişiyi yönetmiş, kaç proje yürütmüş, kaç seçim kazanmış… Rakamlar bize bir sonuç verir mi evet verebilir. Ancak yönetim dediğimiz şey yalnızca sayısal büyüklüklerle ölçülebilecek bir alan değildir. İyi bir yöneticiyi asıl belirleyici olan unsur nicelik değil, niteliktir.
Bir yöneticinin koltuğunda kaç yıl oturduğu değil, o koltuğa ne kattığı önemlidir. Kaç kişiyi yönettiği değil, yönettiği insanların hayatına nasıl dokunduğu belirleyicidir. Kaç karar aldığı değil, aldığı kararların doğruluğu ve sonuçları değerlidir.
Bu durum yalnızca özel sektör için değil, kamu yönetimi ve siyaset için de geçerlidir.
Siyasette de çoğu zaman nicelik ön plana çıkar. Oy oranları, miting kalabalıkları, meclisteki sandalye sayısı, görev süresi… Bunlar elbette demokratik meşruiyetin göstergeleridir. Ancak iyi siyasetçi olmanın tek ölçüsü değildir. Çünkü yüksek oy almak, her zaman yüksek yönetim kalitesi anlamına gelmez. Kalabalıkları toplamak, sorunları çözebilmekle aynı şey değildir.
Gerçek yönetici ister belediye başkanı, ister milletvekili, ister bakan, ister kurum müdürü olsun bazı temel niteliklerle ayrışmalıdır. Peki bu nitelikler ne olmalıdır?
Adalet duygusu güçlü olmalı,
Karar alırken popüler olanı değil, doğru olanı gözetmeli,
Kriz anında sakin kalmalı, süreci yönetebilmeli,
Eleştiriye kapalı değil, eleştiriden çıkarımlar yaparak kendini geliştirmeli,
Yetkiyi güç olarak değil, sorumluluk olarak görmeli,
Kendi çevresini değil, yönettiği topluluğun tamamını düşünmeli,
Nicelik yöneticiyi görünür kılar; nitelik ise kalıcı yapar.
Bugün hem kamuda hem siyasette yaşanan pek çok sorunun temelinde, nitelik yerine niceliğin tercih edilmesi yatıyor. Uzun özgeçmişler, kalabalık kadrolar, yüksek bütçeler ama zayıf sonuçlar… Çünkü yönetim bir matematik işlemi değil, bir karakter meselesidir.
Nitelikli yönetici, az kaynakla çok iş yapabilir. Niteliksiz yönetici ise çok kaynakla az sonuç üretir.
Bu nedenle seçmen olarak da, çalışan olarak da, vatandaş olarak da sormamız gereken soru şudur;
“Ne kadar büyük?” değil, “Ne kadar yetkin?”
Yönetimde kalite arttıkça güven artar. Güven arttıkça kurumlar güçlenir. Kurumlar güçlendikçe toplum nefes alır.
Sonuç olarak;
Nicelik yönetimi büyütür,
Nitelik yönetimi değerli kılar.