Bazen Yalova, bazen ülke gündemi, bazen de uzun yıllardır faaliyet gösterdiğimiz hayvancılık sektörüne dair yazılar kaleme alıyor; konusuna göre ya destek veriyor ya da eleştiride bulunarak fikir beyan ediyorum.

Bu hafta, son dönemde yerel basına yansıyan birkaç konuyu ele alma gereksinimi duydum.

İlk olarak, daha önce de birkaç kez gündeme getirdiğim OSB konusuna değinmekte fayda var.

Geçtiğimiz günlerde ilimizde göreve yeni başlayan Sayın Valimiz OSB’leri ziyaret etti. Kendisi aynı zamanda OSB’lerin Müteşebbis Heyet Başkanı’dır. Medyaya yansıyan haberlere göre yaptığı ilk incelemede gördüğü aksaklıkları dile getirdi. Bu konuda oldukça haklı; çünkü yıllar önce tamamlanması gereken, on binlerce gence iş imkanı sağlaması beklenen OSB bölgesi halen inşaat halinde.

Açıklanan tüm süreçler neredeyse 5 sene geriden geliyor. 2025 yazında tam kapasite ile faaliyete geçeceği söylenen OSB’de mevcut durum hiç de iç açıcı değil. Bir önceki yazımda parsel satış ihaleleri yapıldığını söylemiştim. Bu parselleri alanlara yatırım için herhangi bir süre veriliyor mu diye de sormuştum. Çünkü böyle bir takvim sunulmadığı takdirde orası rantçıların elinde oyuncak olur. Yatırım bekleyenler ve iş bekleyenler için de bu durum bir hayal kırıklığına dönüşür.

Sayın Valimiz, anladığım kadarıyla bu konuda gerekli çalışmayı yapacak. Şu an faaliyette olan işletmelerin de bazı sorunları var; onlar da çözüm bekleyen konular arasında. Bunlara da el atacaktır diye düşünüyorum.

Medyaya yansıyan bir diğer konu ise Adnan Menderes Mahallesi’nde bulunan tenis kortları. Yalova Tenis Kulübü’nün faaliyet gösterdiği ve içerisinde önemli bir tesisleşmenin bulunduğu alan ticari alana çevrildi. Belediye yetkilileri kulübün herhangi bir mağduriyet yaşamayacağını belirtiyor.

Bu konuyu farklı açılardan değerlendirmek gerekir. Adnan Menderes Mahallesi, bizim dönemimizde örnek mahalle olması amacıyla çalışma başlattığımız ve sadece konut alanı olarak değil, içerisinde birçok sosyal tesisi de barındıracak şekilde planladığımız bir mahallemizdi. Bizden sonraki süreçte de bu planlama sürdürüldü. Bu açıdan baktığımızda mahallede bulunan bir sosyal donatıyı kaldırmış oluyorsunuz.

Bu donatıyı ortadan kaldırmak demek, başka bir deyişle mahalleyi betonlaştırıyorsunuz demektir. Ayrıca bu tesislerden faydalananları da mağdur etmiş oluyorsunuz. “Mağduriyet olmayacak” demek, bu tesislerin aynı şekilde başka bir yerde yeniden inşa edilmesi demektir.

Mevcut tesise yaklaşık 60 milyon liralık bir yatırım yapıldığı dile getiriliyor. Haftanın 7 günü faal olan bu kulübün 200’den fazla öğrencisi var. Burası satıldıktan sonra elde edilecek gelir ile yeni yerin inşa edileceği söyleniyor. Yani yatırım yapmak için bir bütçeniz yok. Arsa satışından gelecek para başka yerlere kullanılırsa tesislerin yapımı sekteye uğrayabilir ya da mevcut yapı aynı şekilde aktarılamayarak öğrenciler mağdur edilebilir. Bu konuda önce yatırım yapılmalı, sonra mevcut yer satışa çıkarılmalıdır.

Bir başka konu ise neredeyse 3-4 senelik bir mevzu; Yürüyen Köşk’ün iskelesi…

Sayın Barbaros Binicioğlu döneminde başlatılan köşkle ilgili çalışmalar bizim dönemimizde de sürdürülerek köşkün Yalova’nın markası haline gelmesi sağlanmıştı. Ancak bizden sonraki süreçte bu markalaşma günden güne değer kaybetti. İnsanların görmek için yurt dışından bile geldiği köşk, bugün neredeyse adının hiç zikredilmediği; insanların sadece kafe kısmına gidip çay kahve içtiği, deniz manzaralı bir alan haline geldi.

Yürüyen Köşk’ün en önemli unsurlarından biri de önündeki iskelesidir. İskelemin durumu ortada. Duymayan, bilmeyen kalmadı. İskele bakımsızlıktan yıkılıyor. Bu alanda izinsiz bir şey yapamazsınız; ancak bunun iznini almak da 3-4 sene sürmez. Bunun adı vurdumduymazlıktır. Bunun adı, bu ülkenin kurucusunun Yalova’ya bıraktığı mirasa saygısızlıktır.

Seçimden önce başkasını beceriksizlikle suçlayıp, seçimin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen tek bir çivi dahi çakamıyorsanız kusura bakmayın ama siz de beceriksizsiniz demektir.

Sonra birileri çıkıp kendi doğru yapmadıkları işler için basına çağrıda bulunup “Yalova’yı kötü anlatmayın” diyor. Yalova’nın iyi anılmasını isteyen biri, onun marka değerlerine sahip çıkarak bunları şehir dışında duyurmak için çaba sarf eder.

Yalova’nın marka değerlerini korumak ve geliştirmek hepimizin sorumluluğudur. Eğer gerçekten Yalova’yı seviyorsak, eleştiriden kaçmak yerine sorunları görmeli, dile getirilenlere kulak kabartmalı ve çözüm üretmek için adım atmalıyız. Çünkü hepimizin hayalindeki Yalova’yı, sorunlarını konuşarak inşa edebiliriz.