Balkan üroloji Kongresi vesilesiyle Makedonya'nın başkenti Üsküp'teyim... Uçağımız Vardar Ovası'nda kurulu şehir üzerinde dolaşırken Yahya Kemal aklıma geliyor. Zira bu büyük şairin birçok eserini okumuşumdur. Özellikle 'Kendi Gök Kubbemiz' adlı eseri bende derin izler bırakmıştır. Neyse..

'Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum...Aldım Rakofça kırlarının hür havasını' şiiri aaklıma geliyor.

Ertesi gün Üsküp'ü bir baştan bir başa dolaşıyorum. Ne yazık ki bizim medeniyetimize ait izler hoyratça ve barbarca yok edilmenin eşiğine gelmiş.

Düşündük ki hazır Makedonya'ya gelmişken Kosova'ya uğramadan dönmek olmaz. Sekiz meslektaş kiraladığımız minibüsle Üsküp'ten yola koyulmuş olduk. Hava oldukça güneşli... Balkanların kışından boşuna korkmuşum. Sadece dağların zirvelerinde kar var.

Öteden beri 100 yıl önce yaşamış olduğumuz 'Balkan Bozgunu' bende derin izler bırakmıştır. Bir de Sarıkamış faciası gözümün önünden gitmemiştir.

Lisedeyken okumuş olduğum 'Zağra Müftüsünün Hatıraları' adlı kitapta Balkanlardaki Türklerin o bozgunda yaşamış olduğu dramları daima hatırlarım.

Kimse bana o kuru 'hümanistlik'ten bahsetmesin...Balkanlara bu ikinci gelişim. Üsküp ile Kosova'nın başkenti Priştine arasondaki yol oldukça dar ve bakımsız.

Bir ülkeden diğerine karayolu ile gümrükten ilk defa geçeceğim için değişik duygular içindeyim. Makedonya gümrük polisi ile Kosova gümrük polislerinin kontrol noktaları arasında 100 metrelik bir mesafe var. Şoförümüz ve aynı zamanda da rehberimiz ise Makedonya Türklerinden Ömer... Ömer pasaportlarımızı toplayıp Makedonya polisine camdan uzatıp onay aldıktan sonra sıra Kosova polisine gelmiş oluyor. Kosova polisi sempatik bir yüz ifadesi ile 'merhaba, hoş gelmişsiniz' deyince çok hoşumuza gidiyor.

Bir gün önceki toplantıda değerli tarihçi İlber Ortaylı Balkanları anlatırken önemli bir noktaya parmak basmıştı. 'Osmanlı fethi demek, renkliliği önleyen bir fetih değildir!' demişti. Aynı durumu Priştine ve Prizren'de gördüğümüz sosyal doku çeşitliliği de ispat etmiş oluyordu.

Priştine'de bir şehir turu attıktan sonra Kosova savaşının yapılığı ovaya gidiyoruz ve uzaktan Murat Hüdavendigar'ın türbesi görülüyor..Tübeyi gezerken adeta tarihe yolculuk ediyoruz.

Buradan Prizren'e gidiyoruz..Sanırsınız ki Amasya...Tam bir Türk şehri..

Aşkama Üsküp'e dönüyoruz.