Bana hep sorarlar…’’Bu kadar işini arasında nerden konu buluyorsun da yazıyorsun?’’ ben de tebessüm ederim ve şöyle derim: ‘’Hastane polikliniği kadar insan malzemesi nerden bulacağım. Her hasta bir yazı konusudur! Yeter ki o gözle bak!’’

Otuz yaşındaki o erkek hastam kalın gözlük camı ile arkasına yaslanmştı ve tebessüm ediyordu. Ama halinde bir ürkeklik vardı. Avcıdan kaçan bir korkak tavşana benzetmiştim. Halbuki ona da sevecen bakışlarla tahat olmasını sağlayacak bir vücut dili sergilemekteydim. Zaten her zaman böyle olmaya gayret ederim ya…

Elbette sorularımız adeta bir şablondur..’’Ne şikayetiniz var?’’

Hastam öne doğru kaykılıp iki elini birleştirerek şöyle demez mi! ‘’Ben de sizi genç sanıyordum!’’

Hoşuma gitmişti bu sözü. Elbette ona kızacak değildim. ‘’Erman’’ diyordum, ‘’yani ben genç değil miyim! Bak daha 41 yaşındayım!’’

‘’Buyur burdan yak’’ derler ya…Ben ne sordum, o ne diyor. Yani ‘’dervişin fikri neyse zikri de odur’’ dereler ya…Neyse, cinsellikle ilgili şikayetlerini anlatmaya başlıyordu, ama bir kafa karışıklığı vardı ifadelerinde. Yani bir cümle kuruyor, sonra başka bir cümleye geçiyor. Argo tabirle ‘’kel alaka!’’ Yanlış hatırlamıyorsam buna psikiyatride ‘’desartikülasyon’’ deniliyordu.

Elbette merak etmiştim, bu bir psikiyatrik vakaya benziyordu. Kolayı var, bilgisayar önümde..Hemen geçmişini sorguluyordum. Evet, tahminlerim beni yanıltmıyordu…Bu hasta psikiyatriye abone imiş meğer. Dedim ki medeni halini sorayım...''Erman’’ diyordum, ‘’evli misin?’’

‘’Hayır hocam, bekarım!!’

‘’Ama şikayetlerini bir türlü söylemedin!’’

Bakışlarını kaçırıyordu..’’Nasıl anlatsam ki! Bu gece rüyamda bir bayanla beraber oldum!’’

Kilit çözülmüştü gibi… ‘’Evet, dinliyorum, devam et!’’

‘’Yani diyorum ki acaba bel soğukluğu kapmış mıyımdır? Bir tahlil yaptırmaya geldim!’’

Elbette sade bir vatandaş gibi onun bu ifadesine gülecek halim yoktu ya! Ama nasıl izah etsem diye düşünüyordum. Elbette göstermelik bir idrar tahlili yaptırmasam Erman ikna olmayacaktı…

‘’Tamam, ben şimdi bir idrar tahlili istiyorum. Öğleden sonra gelirsin!’’

Öğleden sonra geldiğinde elindeki cam kavanozun kapağını açıp bana yaklaştırmaz mı!

‘’Hocam baktım bayağı kötü kokuyor, belli ki iltihap kapmışım! Bir ilaç yazın da gideyim!’’

İş başa düştü derler ya! Mecburen bir bitkisel ilaç yazıp Erman’dan kurtuluyordum! Şimdilik!

Bir vaka daha anlatayım mı! Ama burada bir dram var ki sormayın…Yirmili yaşlardaki delikanlı karşımda oturuyordu…’’Savaş şikayetlerin nedir?’’ diye soruyordum.

Mahcup bir ifade ile cevap veriyordu…’’Hocam bir sperm tahlili yaptırmaya geldim!’’

Elbette medeni durumunu soracaktım. ‘’Savaş evli misin?’’

Bir süre sessizce bana bakıyordu…’’Bekarım hocam. Benim kimim kimsem yok ki! Nerden evleneceğim!

‘’Ne iş yapıyorsun?’’

‘’İnşaatlarda çalışıyorum. Bir süre hapiste yattım ve çıktım. İnşaatın bir köşesinde yer yaptı patron, orada kalıyorum!’’!

Bir dram ki sorma gitsin..’’Evladım senin anan baban yok mu?’’

Ensesini kaşıyordu…’’Hayır, ben bebekken sokağa terkedilmişim. Birileri bulup Yetiştirme Yurdu’na vermişler!’’

‘’Anladım da sperm tahlilini niye yaptırıyorsun?’’

Mahcubiyetle bakıyordu…’’Patron hayırsever bir insan. Bana bir kız bulmuş, ben de mahcup olmayayım diye bir tahlil yaptırayım diye düşündüm!’’

Ve laboratuvara gönderiyordum… Ne hayatlar varmış!

‘’Varsa pulun, herkes kulun. arsa pulun, herkes kulun. Yoksa pulun, dardır yolun!’’