Cengiz Han (1162-1227) “Bir çivi bir nalı, nal bir atı, at bir komutanı komutan bir orduyu, ordu koca bir ülkeyi kurtarır.” Diyor.

Çivi sözcüğü Türkçe ve çok yaygın olmasa da yine çivi anlamında kullandığımız ‘mıh’ sözcüğü Farsça kökenli olsa da dilimizde büyük çivi anlamında kullanılmaktadır. Bir de ‘enser’ sözcüğümüz var; bu da büyük çivi anlamında kullanılr.

Çiviyi teknik olarak ‘ahşap ya da plastik malzemeleri birleştirmek için kullanılan, genellikle metalden üretilmiş tutturucu bir malzemedir’ diye tanımlıyoruz.

1970’li yıllara kadar ülkemizde çivi üretimi kısıtlı, inşaat sektörü hızlıydı. Ahşap beton kalıpları için çivi ihtiyacı oldukça fazlaydı. Genelde inşaat kalıpçı ekiplerinde; sökülmüş eski yamuk çivilerin tekrar kullanımı için ‘çivi doğrultucu’ bir eleman bulunurdu.

Bol ve dünlere göre ucuz çiviye uzanan yola bakacak olursak; insanlar, ilk olarak yaklaşık 3400 yıl önce Mısırlılar tarafından yapılan ahşap ve metal çivileri kullanmaya başladılar. O dönemlerde çivilerin sadece ahşap işleri için kullanıldığı bilinmektedir. Eski Mısır zamanında yapılan ilk çiviler dövme demirden elde edilirdi.

Antik Mısırlıların yaşadığı coğrafyada yapılan araştırmalar sonucunda çivilerin bronzdan da yapıldığı sonucuna varılmıştır.

İlk çiviler, bir çekiçle demirin düzleştirilmesiyle şekillendirildi ve uçları sivrilirdi. Bu sayede, çiviler ahşap ve diğer malzemeleri birleştirmek için kullanılabilecek şekle getirildi.

Antik Mısırlılar, inşaat, mobilya yapımı, gemi yapımı ve diğer alanlarda çivileri yoğun bir şekilde kullanıyorlardı. Benzer şekilde, antik Yunan ve Roma medeniyetlerinde de çiviler yaygın olarak kullanılıyordu.

Orta Çağ'da, çivilerin üretimi daha da gelişti ve yaygınlaştı. Çivilerin kullanımı, sadece ahşap işleri için değil, aynı zamanda metal işleri, inşaat ve diğer alanlar için de yaygın hale geldi. Ayrıca, Orta Çağ'da, çivilerin üretimi daha da arttı ve çeşitleri çoğaldı.

Sanayileşme olmadan ve seri üretime geçilmeden önce çiviler el işçiliği ile yapılıyordu. Çivi İnsanlar için oldukça değerli bir malzeme olduğunu fark eden İngilizler çivi üretimine ağırlık verdi. Özellikle Amerika’da yaşanan Devrim döneminde, İngiltere çivi üretiminde dünyanın merkezi haline gelmiş:

· 1590 yılında dilimleme makinesi çivi çubuklarının daha kolay üretilmesini sağlamış,

· 1700'lerin başında Christopher Polhem'in otomatik çivi kesme makinesini yapmış,

· 1775 yılında Jeremiah Wilkinson'ın yaptığı Wilkinson makasla, demir şeritlerini kesilip çekiç darbesiyle çivi başının yapılması başarmış,

· 1794 yılında Jacob Perkins'in su ile çalışan çivi kesme makinesini icat etmiş,

· 16 Ocak 1795'te ABD'de ilk çivi kesme makinesinin patenti kayda alınmıştır.

Jacob Perkins'in çivi kesme makinesi, saatte 6.000 çivi üretebilecek bir kapasiteye sahipti. Bu, el yapımı çivilere göre önemli bir gelişme olup, maliyetleri düşürmüş ve üretim hızını artırmıştır.

19. yüzyılda sanayinin gelişmesi ile birlikte çivi üretimi de artar ve çivinin seri üretimi başlar.

Dilimizde Çivi sözcüğünün çağrıştırdığı:

Çivi yazısı;

Tarihte yazıyı ilk olarak Sümerler icat etmiştir. Bu yazı sisteminde kullanılan semboller çiviye benzediği için çivi yazısı olarak isimlendirilir. Mezopotamya'da yaşayan Sümerler M.Ö. 3500 civarında yani günümüzden yaklaşık 5500 yıl önce çivi yazısını kullanılmaya başladılar.

Çivi çiviyi söker;

Güçlü bir şeyin etkisine, en az kendisi kadar güçlü bir başka şeyin etkisiyle karşı konabilir.

Nalına Mıhına vurmak;

“Her iki tarafı da tutmak, bir ondan bir bundan yana çıkmak, tutarsız olmak”

Mıh sıçtı;

Anadolu insanının ‘cimri’ birileri için kullandığı argo sözcük.