Geçtiğimiz hafta gençlerin Yalova’da geleceğe nasıl baktıklarına dair bir köşe yazısı yazmıştım. O yazımda kısa da olsa eleman yetiştirilmesi noktasında eksik olduğumuzu dile getirmiştim. Bu hafta o konuyu ele almak biraz daha açmak istedim.

Türkiye’nin ve Yalova’nın uzun yıllardır konuştuğu ama bir türlü çözüme kavuşturamadığı temel sorunlardan biri nitelikli ara eleman eksikliğidir. Sanayi büyüyor, OSB’ler genişliyor, yatırımlar geliyor; ancak bu yatırımları ayakta tutacak insan kaynağı aynı hızla yetiştirilemiyor. İşte tam bu noktada meslek liselerinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Yalova bu konuda önemli örneklere sahip. Aksa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Yalova Turizm Otelcilik Meslek Lisesi.

Aksa Meslek Lisesi, sanayi ile eğitimin nasıl buluşturulabileceğinin somut bir göstergesi. Teoriyle sınırlı kalmayan, üretim süreçlerini birebir tanıyan öğrenciler Aksa, Akkim gibi sanayi kuruluşlarında stajlarını yaparak iş hayatına hazırlanıyor. Bu okuldan mezun olan gençler, OSB’lerde işe başladıklarında “acemi” sayılmıyor; makinayı tanıyor, iş disiplinini biliyor, üretimin bir parçası olmayı öğrenmiş oluyor. Sanayicinin aradığı da tam olarak bu.

Turizm Otelcilik Meslek Lisesi ise Yalova’nın turizm potansiyelini doğru okuyabilen bir vizyonun ürünü. Termal, doğa ve sahil turizmiyle öne çıkan bir şehirde, nitelikli turizm personeli yetiştirmek lüks değil, zorunluluktur. Bu okuldan çıkan öğrenciler sadece servis yapmayı değil; misafir ağırlamayı, hizmet kalitesini, şehrin vitrinini temsil etmeyi öğreniyor.

Ancak mesele yalnızca bu okullarla sınırlı kalmamalı. Yalova’da OSB’ler büyürken, sanayi çeşitlenirken, meslek liselerinin sayısı ve niteliği de artırılmalı. Daha da önemlisi, bu liseler bir “son durak” olarak görülmemeli. Meslek liselerinden meslek yüksekokullarına, oradan mühendislik fakültelerine uzanan güçlü bir eğitim zinciri kurulmalı.

Üniversite nezdinde, OSB’lerin ihtiyaçlarına göre şekillenen meslek yüksekokulları ve uygulama ağırlıklı mühendislik fakülteleri açılmadıkça bu döngü eksik kalacaktır. Sanayi ile üniversitenin aynı dili konuştuğu, öğrencinin daha okuldayken üretimin içinde yer aldığı bir model Yalova için hayal değil, zorunluluktur.

Gençlerimize “okursan işsiz kalırsın” korkusunu değil, “üretirsen değerli olursun” bilincini aşılamalıyız. Meslek liseleri bu bilincin ilk adımıdır. Doğru planlama, doğru yatırımlar ve güçlü bir vizyonla Yalova, nitelikli eleman sorununu konuşan değil çözen bir şehir olabilir.

Gelecek; üniversite diplomalarının değil, bilgiyle birleşmiş emeğin olacak. Ve o gelecek, meslek liselerinin kapısından içeri giren gençlerle başlayacak.