Üyesi olduğum Yalova Musiki Derneğinin Marmaris konseri için kırk kişilik bir grup olarak 2 Temmuz Çarşamba akşamı yola çıktık. Perşembe sabahı 5 yıldızlı otelimize ulaştık. Otelimiz denize ve merkeze yürüme mesafesinde ve iki büyük yüzme havuzu var ve her şey dahil olarak hizmet vermekte.
Odamıza yerleştikten sonra havuz başında gördüğüm sakinlik beni oldukça şaşırttı. Kendimce ‘tekne turuna çıkmışlardır’ diye düşünsem de akşam yemeğinde de aynı sakinlik vardı. Açık büfe sunumların önünde kuyruk yok, masalar boştu.
Yalova grubu olarak son derece mutlu ve neşeliydik. Akşam yemeğimizin ardından havuz başında fasıl yapıyorduk. Çevremizde toplanan konuklar arasında hemen hemen yabancı turist yok gibiydi.
Marmaris Musiki Derneği ile kardeş dernek olmamız nedeniyle her yıl düzenli bir iki buluşmamız oluyor, her gelişimizde bu otelde kalıyorduk. Bu nedenle de otelin bu yılı ile geçmiş yıllardaki doluluğu konusunda fikir sahibiydik.
Geçtiğimiz 2024 sezonunda bile havuz başındaki şezlonglara sabah erkenden havlular konulur, yer tutulurdu. Restoranda sabah kahvaltı ve akşam yemeklerinde kuyruklar olurdu. Özellikle Rus ve İngiliz konuklar çoğunlukta, yerli turistler az olurdu. Bu sezon otelde (Temmuz 2025) yabancı turist hiç yok gibi, yerli turist çok azdı.
Merkezde alışverişte, caddelerde, plajlarda da geçmiş yıllardaki gibi yabancı turist yoktu. Tekne turları için gün önceden rezervasyon gerekirdi. Bu sezon çığırtkanlar teknelere yolcu kapmaya çalışıyor. Turistik eşya satan mağazalar boş, idarecileri mağaza önünde iskemlede oturmakta.
Kısaca can yakıcı bir sezon yaşanıyor. Kızgın bir esnaf yüksek sesle:
“Burada her şey çok pahalı. Yerli turist bile Yunan adalarına gidiyor. Yabancı niye gelsin.” Diye yakınıyor. Ülkemizdeki pahalılık sadece bize değil, yabancı turistlere bile “her şey çok pahalı” dedirtmiş. Bölgede tam anlamıyla ölü bir sezon yaşandığı net olarak görülüyor, hissediliyor.
Gidişte olduğu gibi dönüşte de çok pahalı/paralı otoyolu kullanan aracımız Balıkesir il sınırındaki bir restoranda mola verdi. Eşim yarım porsiyon çorba almış. ”Neden az aldın?” diye sorduğumda “bu ezogelin çorbası 180 (yüz seksen) lira, ben az aldım, 90 (doksan lira)” diyor. Şöyle bir kasedeki çorba en fazla üç kaşık… Bir kaşığı otuz liraya çorba…
Uyanık işletme yöneticisi fiyat listesini self servis girişi yerine çıkışa koymuş. Vatandaş kazığı kasaya geldiğine öğreniyor, tepki gösterince de kasiyer; ”bakın fiyat listesi arkanızda” diyor. Aslında tepsiyi kasaya bırakmak gerek ama, benim yurttaşım onurlu ve utangaç olduğu için utanmaz soyguncular kazanıyor.
Gruptan bir arkadaş restoranın önüne çıkmış söyleniyor: “Nasıl bir ülkede yaşıyoruz, bir sade pilav 200 (iki yüz) lira…” Bir şey diyemiyorum ve otobüsümüze yöneliyorum ve az sonra hareket ediyoruz.
‘Ülkem çok güzel, yaşamak çok güzel!..’ Ama hayat çok pahalı. Ülkemde her şey çok pahalı olduğu için yurttaşlarımız tatil için ucuz olan Yunan adalarına gidiyormuş, aynı nedenle yabancı turist de ülkemize gelmiyor, başka ülkeleri tercih ediyormuş.
Sayın devlet yöneticisi büyüklerimiz elbette bu tablodan haberdardır. Ama onlar self servis restoranda bir kase çorba, bir tabak pilav için niçin sıraya girsinler ki…
Biz en iyisi asıl konumuza dönelim. Yalova Musiki Derneği ve değerli başkanı/şefi Ö. Faruk Öskan son derece aktif ve başarılı. Marmaris konserimiz ve gezimiz/tatilimiz çok güzel geçti. Emeği ve katkısı olan tüm dostlara teşekkür ediyorum.